Ünlü Anketçi “HDP kimseye muhtaç değil” dedi ve oy oranı açıkladı

31 Mart seçimlerinde olduğu gibi HDP ile kurumsal birliktelik olmadan mevcut ilişkiler korunabilir. Yahut şu yapılabilir; herkes kendi adayını çıkartır. Sonuç olarak iş Cumhurbaşkanlığı seçiminde kilitleniyor. Niye? Çünkü HDP’nin Meclis’e girebilmek açısından bir ittifaka ihtiyacı yok. Çünkü HDP tek başına barajı geçebilen bir parti. Bunun en zor durumda bile yaptı. Bizim 3 gün önce yaptığımız […]

 Ünlü Anketçi “HDP kimseye muhtaç değil” dedi ve oy oranı açıkladı

02.12.2020 - 21:53

Güncelleme : 02.12.2020 - 21:54

31 Mart seçimlerinde olduğu gibi HDP ile kurumsal birliktelik olmadan mevcut ilişkiler korunabilir. Yahut şu yapılabilir; herkes kendi adayını çıkartır. Sonuç olarak iş Cumhurbaşkanlığı seçiminde kilitleniyor. Niye? Çünkü HDP’nin Meclis’e girebilmek açısından bir ittifaka ihtiyacı yok. Çünkü HDP tek başına barajı geçebilen bir parti. Bunun en zor durumda bile yaptı. Bizim 3 gün önce yaptığımız bir ankette HDP’nin oyu 11,5 idi.

HDP herhangi bir partiye muhtaç değildir. Aksine cumhurbaşkanlığı seçimleri için HDP’nin seçmenine muhtaçlar. Çatı aday olmayacaksa zaten seçmen ikinci turda karar verecek. Eğer çatı aday olacaksa da HDP ‘aday çıkartmıyorum’ derse sorun yaşanmaz. O yüzdün kurumsal birliktelik bence çok ciddi bir ihtiyaç değil. HDP’nin kendisine müttefik yapabilecek birçok toplum katmanı bulunuyor. Dindar Kürtlerden bahsediyorum. HDP bunu sürekli ıskalıyor. KHK’lardan bahsediyorum. Hakkı yenmiş olan EYT’lilerden bahsediyorum. HDP böylesi çalışmaları yoğunlaştırırsa ve bu kesimlerle ittifakını kurarsa daha iyi olacak diye düşünüyorum.

Bu kesimlerle ilişkisini yeterli görmüyor musunuz?

Mutlaka HDP’nin bu potansiyeli var. Bütün dünyada sol söylemler yüksek bir popülerliğe sahip. Türkiye’nin sol tarafında duran ise HDP ama ekonomi, dış politika, koronavirüs gibi sorunlara bir şeyler söylemeli. Türkiye’de hastanelerin sağlık alt yapısının en kötü en düşük olduğu yerler, HDP’nin geleneksel olarak en yüksek oy aldığı Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesidir. Özellikle Urfa ve Batman’daki hastanelerde HDP’lilerin sözlerini hatırlamıyorum. Mülteciler meselesinde en çok etkilenen kitle Türkiye’de yaşayan Kürtlerdir. Tarım işçiliğini, sigortasız ve güvencesiz çalışmayı Kürtler yapıyor. HDP’nin birinci kitlesi Kürtler ise ikinci kitlesi ise Alevilerdir. Alevi köylerinin demografik yapısı değiştirilmesine şahit oluyoruz. HDP bunlarla ilgili mutlaka bir şeyler söylüyor ama bizim hatırımızda daha çok kalmalı. HDP daha fazla toplumsal konularla ilgili politikalar üretmeli.

HDP’yi kriminalize etme çabaları tabanında ne tür değişiklikler yaratıyor?

İktidarın bu söylemleri ne HDP’nin oylarını azaltmayı ne de HDP’yi baraj altında bırakmayı hedefliyor. İktidarın bu söylediğinin ikisine de faydası yok. İktidarın bu söylemleri HDP seçmeninde karşılık bulmuyor. Bu söylemlerin birinci amacı İyi Parti seçmeni ile HDP arasına mesafe koymak. İkincisi de düşmanlaştırdığı HDP ile Millet İttifakı’nı aynı çizgide göstererek kendi kitlesini ikna etmeye çalışmaktır. İktidarın HDP’ye yönelik söylemleri aslında HDP’nin kedisine yönelik değildir.

HDP kendi politikalarını kendisi anlatmalı. İki taraftan da medet ummamalı. MHP olduğu sürece AKP, HDP’ye çözüme yönelik bir öneriyle gelmeyecektir. AKP’nin bu dili olduğu ve kara propaganda makineleri muhalefet seçmenlerini böylesine derinden etkileyebildiği sürece de muhalefet HDP’ye ciddi manada kurumsal ilişki kurabilecek biçimde yaklaşamayacaktır. O yüzden HDP kendi göbeğini kendi kesmeli.

Millet İttifakı kitlesinde nasıl bir etki yaratıyor?

Maalesef etkisi var. ‘Hiç etkisi yok’ diyemeyiz. Muhalefet seçmenlerinin yarıya yakını HDP ile ittifaka karşı çıkıyor. Bir kısmı ‘ittifak faydalı olmaz’ diye karşı çıkıyor ama bir kısmı da AKP’nin tam gaz işleyen propaganda makinesinden etkileniyor. Benim HDP’ye tavsiyem şudur; madem diğer muhalefet partileri de sizi iktidardan, iktidarın bakışından çok farklı olarak görmüyor o zaman iktidarla oturup, ‘Kürtlerin daha konforlu yaşamasını nasıl sağlayabilirim’ diye konuşmalı. Tıpkı çözüm sürecinde olduğu gibi. Ama MHP olduğu sürece o kapı da kapalı. HDP’nin iki tarafa da bir çözüm önerme yerine bu çözümü kendisi topluma önermelidir. HDP kendi politikalarını kendisi anlatmalı. İki taraftan da medet ummamalı. MHP olduğu sürece AKP, HDP’ye çözüme yönelik bir öneriyle gelmeyecektir. AKP’nin bu dili olduğu ve kara propaganda makineleri muhalefet seçmenlerini böylesine derinden etkileyebildiği sürece de muhalefet HDP’ye ciddi manada kurumsal ilişki kurabilecek biçimde yaklaşamayacaktır. O yüzden HDP kendi göbeğini kendi kesmeli.

AKP-MHP karşısında merkez sağdan bir ittifak kurulabilir mi? Keza DEVA ve Gelecek Partisi’nin ortaya çıkması böyle bir gündemi de tartışmaya açtı. Öngörünüz nedir?

Bu partilerin Millet İttifakı’na katılmalarını Kılıçdaroğlu’nun istediğini düşünüyorum. Benim fikrim Millet İttifakı’ndan ziyade İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek Partisi’nin bir ittifak oluşturursa, karşı taraftan daha çok oy alabilir. Ama bunlar için henüz çok erken. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ittifak meselelerini konuşmak lazım. Partilerin ve liderlerin hareket tarzını soruyorsanız eğer Gelecek Partisi hiç beklemediğim şekilde çok atak ve hızlı başladı. DEVA Partisi de beklediğimin çok aksinde çok yavaş başladı ama ikisinin de oy oranı yüzde 2,5-3 civarında.

En temel sorunlardan biri ekonomik kriz. Pandemi sürecinin iyi yönetilmemesi krizi derinleştirdi. Bu sorunlar AKP kitlesinin sandık tercihini nasıl etkiliyor?

Ekonomi doğrudan etken. Ekonomi bozuksa hükümetin oy oranı düşük oluyor. Bunu nerden anlıyoruz? Temmuz-Ağustos ayında kredi genişlemesinde, yani parasal genişleme döneminde, piyasada çok fazla para dönerken AKP 2,5-3 puan artmıştı. Ekim ayında AKP tekrar eski yerine döndü. Neden? Çünkü kredi faizleri yükseldi. Kamu bankaları kredi vermez oldu, Merkez Bankası para basmayı kesti. Piyasada para bittiği anda AKP tekrar düşüşe geçti. İnsanların doğru bildiği bir yanlış var. Doların ya da altının artması insanları partilerinden vazgeçirecek etkenler değil. İnsanları parti tercihinden vazgeçiren etken faiz ve enflasyonun artması. Çünkü faiz arttığında piyasa da para dönmez oluyor ve işsizlik yükseliyor. Enflasyon arttığında da insanların daha kötü yaşamasına sebep oluyor. Ama dolar ve altın derseniz, hükümetin kitlesinin birçoğu faiz haram olduğu için bunları yatırım aracı olarak görüyor ve artmasından memnun oluyor. O yüzden dolar ve altın artacak hükümet gidecek diye bir şey yok. Enflasyon ve faize bakmak gerekiyor.

Piyasada para bittiği anda AKP tekrar düşüşe geçti. İnsanların doğru bildiği bir yanlış var. Doların ya da altının artması insanları partilerinden vazgeçirecek etkenler değil. İnsanları parti tercihinden vazgeçiren etken faiz ve enflasyonun artması. Çünkü faiz arttığında piyasa da para dönmez oluyor ve işsizlik yükseliyor.

Artık sokak röportajlarında bile insanlar tutuklanıyor. Bu yüzden muhalif seçmenlerin anketlere cevap vermekten çekindiği düşünüyor musunuz? Bunun seçimlere etkisi sizce ne kadardır?

Türkiye’de anketlerde iki kitle çoklukla tercihini saklıyor. Bunlardan bir tanesi HDP kitlesi. Diğer ise AKP kitlesi. Diğerleri çok ortalama. CHP seçmenine sorduğunda tercihini söylüyor. Bizim 2018 seçimlerinde yanılgılarımızdan bir tanesi cevap vermeyen seçmenleri muhalefete yakın olacağını düşünmemiz oldu. Mahalle baskısından dolayı iktidarın icraatlarını savunmamak, yanındaki kişilerle tartışmamak için AKP’ye oy vereceğini söyleyemeyen seçmen de var. O açıdan muhalefet ve iktidar dengesini anketlerde kararsızlar ve ‘oy vermeyeceğim’ diyenler sağlıyor. Bir tarafa çok net dezavantaj sağlıyor diyemem. Sadece HDP’ye çok büyük dezavantaj sağlıyor.

Nasıl bir dezavantaj?

HDP’ye her seçimde yarım puan kadar etkisi oluyor. Her seçimde HDP, olduğundan yarım puan kadar eksik tahmin ediliyor. Anket ortalamaları AKP’yi de bir puan kadar eksik tahmin ediyor. CHP ve MHP’yi de toplamda 0,75-1 puan arasında fazla tahmin ediyor. Ancak sonucu çok çok değiştirecek şeyler değil.

MA / Selman Güzelyüz

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın