Pervin Buldan ‘dan Erdoğan’a Meclis Kürsüsünden sert çıkış

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ‘Kürt sorunu yoktur’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Meclis kürsüsünden yanıt verdi.  HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. Konuşmasına tutuklu siyasetçileri selamlayarak başlayan Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle: “2017 referandumuyla birlikte halkın bütçe hakkının Saray’a devredildiği bir süreci yaşıyoruz. Bugün […]

 Pervin Buldan ‘dan Erdoğan’a Meclis Kürsüsünden sert çıkış

07.12.2020 - 18:07

Güncelleme : 07.12.2020 - 18:07

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ‘Kürt sorunu yoktur’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Meclis kürsüsünden yanıt verdi.

 HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda konuştu.

Konuşmasına tutuklu siyasetçileri selamlayarak başlayan Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“2017 referandumuyla birlikte halkın bütçe hakkının Saray’a devredildiği bir süreci yaşıyoruz. Bugün burada, halkın meclisinde, halka ait olmayan, ama halkın vergilerinden oluşan, parlamentonun bir virgülüne dahi dokunamadığı AKP iktidarının bütçesini görüşüyoruz.

‘SARAY İKTİDARI SEBEP, KRİZLER SONUÇTUR’

“Bu bütçe; hukuksuzluğu, yoksulluğu, işsizliği, eşitsizliği, adaletsizliği derinleştiren bir bütçedir. Bu bütçe; geçim derdinde olan milyonları değil, seçim derdinde olan ve sadece kendi bekasını düşünen AKP’nin iktidar çıkarlarını koruyan bir bütçedir. Saray iktidarı sebeptir, yaşanan tüm bu ekonomik, siyasal krizler ise bir sonuçtur. Bugün yaşamakta olduğumuz durum; tam da tekçi sistemin çoklu krizidir.

“Kurduğunuz sizden olanlar dışında hiç kimse; Kürt de, Alevi de, Arap da, Ermeni de, Süryani de, Êzidî de, Rum da, Roman da, Çerkes de, Laz da güvende değildir.

‘KARANLIK DEHLİZLERLE İTTİFAK HALİNDESİNİZ’

“Ülkeyi öyle bir hale getirdiniz ki, geçmişte devlet içerisinde gizli olarak örgütlenen Susurluk benzeri hukuk dışı yapılar, iktidarınızda artık kendini gizleme gereği bile duymamaktadır. Bu yapılar, neredeyse siyasete müdahale edecek güce kavuştular. Bunların, ittifakınızın adeta kayyımı gibi rol oynaması, kurduğunuz sisteminin bir sonucudur. Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne dayanmayan bir rejimin paydaşları; darbeciler olur, mafyalar, çeteler olur. Demokrasinin olmadığı yerde karanlık dehlizler olur.

“Roboski Katliamı’nın üzerinden tam 9 yıl geçti. ‘Roboski Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak’ demiştiniz. Bu sözünüz 9 yıldır havada duruyor. Görüyoruz ki; şimdi bu karanlık dehlizlerle ittifak halindesiniz!

‘ADALET BAKANININ AÇIKLAMASI İTİRAFTIR’

“Adalet Bakanı ‘Adalet yerini bulsun kıyamet kopsun. Hâkimler karar verirken önündeki dosyaya baksın’ diyor. Bu sözler; yargınızın hukuka değil, iktidarın iki dudağı arasına bakarak karar verdiğinin açık bir itirafıdır. Kararların, adalet saraylarında değil, Beştepe Sarayı’ndan çıktığının kanıtıdır. Demirtaş, Yüksekdağ ve Kavala başta olmak üzere on binlerce insanı, siyasetçiyi, belediye eşbaşkanını, gazeteciyi tutuklattıran; hukuk değildir, onlara terörist diyen engizisyon zihniyetidir.

“Bu ülkede Meclis’i bombalayan darbecilerle bir dönem ittifak yapanların, yine Suriye’yi ve Türkiye’yi kan gölüne çeviren barbar IŞİD’e göz kırpanların muhalif siyasetçilere terörist demesi hakikaten manidardır. Nitekim eski bir vekiliniz de ‘Aynı FETÖ yöntemlerini uygulamaya başladık’ itirafında bulundu. Gerçeği söyledi diye hemen disipline verdiniz.

‘HAKKARİ’Yİ FİLİSTİN’E ÇEVİRDİNİZ’

“Partimizin önceki MYK’sına aynı yargınız tarafından bir kumpas düzenlendi. Damat savcınız Saray’a gitti, talimat aldı ve düğmeye bastı. Ardından Yargıtay üyesi yapılarak ödüllendirildi. Tam organize işler. Şimdi aynı yargıya bakıyoruz; insanları helikopterden atanları, işkence ve yargısız infaz yapanları, taciz ve tecavüzde bulunan güvenlik görevlilerini ise açıkça korumaktadır. Van’da Osman Şiban ve Servet Turgut’u öldürme amacıyla helikopterden atan, Turgut’un ölümüne neden olan failler günlerdir yargı önüne çıkartılmadı. Kemal Kurkut’u Diyarbakır’da katleden polis beraat ettirildi. Adalet bir kez daha kurşunlandı. Bu kararın anlamı şudur: Kürdü vurmak serbest! Hakkâri’de 61 yaşındaki Şerali Dereli ve 16 yaşındaki Özcan Erbaş askerlerce öldürüldü. Emrinizdeki güvenlik güçleri Hakkâri’yi adeta Filistin’e çevirdi. Roboski, Soma, Suruç, Ankara ve Çorlu katliamlarındaki adalet çığlıklarını duymazsınız, ama ne zaman ki dolar 8,5 lira olur, hukuk o zaman aklınıza gelir. Biz biliyoruz, sizin hukuk anlayışınız insanlığın hukuku değil, doların hukukudur.

“Böylesi bir süreçte iktidarınız reform söylemini ortaya attı. Son yargı paketinizin sonuçları ortadadır. Mafyayı, katilleri, kadına, çocuğa karşı cinsel suç işleyenleri serbest bırakarak, onların yeniden suç işlemesine olanak tanıyan bir reform yaptınız. Yeni reformunuzun da bundan farklı olmayacağı gün gibi ortadadır.

‘KOBANİ’DE MAT OLDUNUZ’

“Hukuk ve kural tanımayan bir rejimin sonucu olarak Türkiye, en büyük krizlerle karşı karşıyadır. İktidarınızın ömrünü uzatabilmek için sürekli kriz ve çatışma siyaseti izliyorsunuz ancak bu da sizi kurtarmaya yetmeyecektir.
“Libya’dan Suriye’ye, Irak’tan Akdeniz’e, Ege’den Azerbaycan’a kadar uzanan hatta sürekli çatışmacı bir politika izlediniz. Suriye’de IŞİD yapıları üzerinden söz sahibi olmaya çalıştınız. Kürt halkının kararlılığını ve gücünü hesaba katmadınız. Gidip çetelere yatırım yaptınız. Sonuç; Şam’da şah yapmaya gittiniz! Ama Kobanî’de halk size mat dedi. IŞİD vezirleriniz işe yaramadı. Suriye satrancını kaybettiniz.

“Rojava’nın intikamını almak için her gün HDP’ye operasyon üzerine operasyon yapıyorsunuz. Bizim demokratik mücadele geleneğimizi tasfiye etmek isteyen onlarca hükümet geldi geçti. Hepsi birer birer silinip gitti. Fakat biz daha da büyüdük, daha da güçlendik.

“Bu iktidar, her sıkıştığında üç yola başvurur. Sahte reform, doğalgaz müjdesi ve AB üyeliği. AB yeniden aklınıza geldi. Geleceğimizi orada görüyoruz demeye başladınız. Bugüne değin söz verip de AB’nin gereklerini yerine getirmeyen sizden önceki iktidarlar şuan neredeyse sizin de gideceğiniz yer orası olacaktır.

“Demokrasiyi çökerttiğiniz için bugün ekonomi de çökmüş durumdadır. İktidarınız boyunca hiçbir katma değer üretmediniz. Fabrikaları sattınız, ülkenin kaynaklarını, topraklarını sattınız. Tarımı, hayvancılığı bitirdiniz. 18 yıllık iktidar karneniz; açtığınız değil, sattığınız fabrikalarla doludur. İnsanların yoksullaşmasının, işsizlikle, açlıkla boğuşmasının nedeni sizin bu politikalarınızdır.

“Milyonlarca insanı açlık sınırının altındaki bir asgari ücrete, yüz binlerce KHK’liyi açlığa mahkûm ettiniz. ‘Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok’ diyerek gençleri işsiz bıraktınız. Çaresizliğe sürüklediniz. Kamuya alımlarda liyakatı değil, torpili tek kriter yaptınız. Çalışanları, emeklileri, esnafları, üreticileri perişan ettiniz. Emeklilik bekleyen EYT’lileri mezarda emekliliğe mahkûm ettiniz.

‘YETER Kİ KATAR-SATAR İTTİFAKINIZ BAKİ KALSIN!’

“İktidarınızı, çevrenizi, yandaşlarınızı zenginleştirirken, halkı ise daha fazla fakirleştirdiniz. Halkın vergilerini savaşta, çatışmalarda heba ettiniz. Milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, sarayınızın bir günlük harcaması tam 8.6 milyon liradır. Halk ekmeği zar zor alırken, siz ise 1.5 milyon asgari ücretlinin bir aylık maaşı olan 3.3 milyar lirayı Katar’dan aldığınız uçağa ödediniz. İnsanlar nasıl geçinirse geçinsin, yeter ki sizin itibarınız sarsılmasın, yeter ki Katar-Satar ittifakınız baki kalsın!

“Ekonomi büyüdüyse asgari ücret niye halen 2 bin 300 liradır? Niye 4 bin lira değildir? Ya büyüme rakamlarınız gerçek dışı, ya da büyüyen kısmı siz kendiniz alıyorsunuz.

‘SARAY’IN İSRAFLARI SEBEP, AÇLIK SINIRININ ALTINDAKİ ASGARİ ÜCRET SONUÇTUR’

“Açık söylüyorum: Saray’ın israfları bir sebeptir, açlık sınırının altındaki asgari ücret ise bir sonuçtur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’niz müsrif bir sistemdir ve yoksullaşmanın en büyük sebebidir.

“Pandemi felaketinde bile halkı kendi kaderiyle baş başa bıraktınız. Yardım yapacağınıza, halka IBAN verip para topladınız. Bir de insanları kredilerle borçlandırdınız. Bu durum utanç vericidir. Bir maske dahi dağıtamazken, Kanal İstanbul ihalesini yaptınız. Polis devleti olmada üstünüze yok. Ama iş sosyal devlet olmaya geldiğinde, insanlara başınızın çaresine bakın diyen bir devleti ve iktidarı gördük.

“Salgının bu ağır tahribatı yaşatmasının nedeni sizin gerçeği sürekli saklamanızdır. Gerçeği ortaya çıkartan Tabipler Birliği’ni, hekimleri, bilim insanlarını hedef aldınız, terörist ilan ettiniz. Elbette bu salgın geçecek, ama yaptıklarınız, halka çektirdikleriniz asla unutulmayacak.

‘KÜRT SORUNU MECLİS TUTANAKLARINA YANSIYAN X’LERDİR’

“Bugün gerek Ortadoğu, gerekse Türkiye ölçeğinde ulus devlet siyasetindeki en önemli kırılma noktası Kürt sorunudur. Cumhurbaşkanı bir kez daha ‘Kürt sorunu yoktur. Biz çözdük’ diyerek inkâr siyasetinin diline sarıldı. Kürt sorunu vardır, tarihsel bir sorundur. Kürt sorunu; yakılan yıkılan köylerdir, göç ettirilen milyonlardır, inşa edilen cezaevleridir, yasaklı Kürtçedir, Meclis tutanaklarına yazılan X’lerdir. Her yere sinmiş işkencedir, Roboski’dir, Kemal Kurkut cinayetine verilen beraattir, Tahir Elçi’nin yerdeki bedeni, Ceylan Önkol ve Uğur Kaymaz’ın asılı kalan bakışlarıdır. Kürt sorunu, tahrip edilen mezarlardır. Kürt sorunu, Kürt halkının inkâr politikalarına olan yüz yıllık bir itirazıdır. Kürt sorunu; Kürtlerin kendi öz kimliklerini eşit ve özgürce yaşayamamasıdır.

“Kürt halkı, iktidar eliyle büyütülen Kürt düşmanlığı nedeniyle bugün Türkiye’de kendisini güvende hissetmemekte ve birlikte yaşam iradesinde her gün kırılma yaşamaktadır. Devlet aklının bu gerçeği görmesi gerekir. Kürt sorunu sadece Kürtlerin ve HDP’nin bir sorunu da değildir. Başta devlet olmak üzere tüm siyasi partilerin, parlamentonun, yurttaşların, sivil toplumun ortak sorunudur.

‘DEMOKRATİK ANAYASAL İTTİFAK HATTI’

“Bugün Demokratik Kürt siyaseti, Kürt sorununun adil çözümü için önemli bir irade ortaya koymaktadır. Bu irade, ‘Demokratik uzlaşı, özgür siyaset ve evrensel hukuk’ temelinde demokratik siyasetin geliştirilmesini ve evrensel hukuk içinde Demokratik Anayasal İttifak hattını benimsemektedir.

“Bu vesileyle çözümün gerçek yeri olan bu Meclis’te Sayın Öcalan’ın 7 Ağustos 2019’da kamuoyu ile paylaştığı mesajını kayıtlara geçirmek isterim: ‘Gelin Kürt sorununu çözelim. Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım diyorum. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de devlet aklı da gereğini yapmalıdır.’

“Bu çözüm iradesine cevabınız; İmralı’da hukuk dışı tecriti ağırlaştırmak ve kayyım darbesine başvurmak oldu. Kürt sorununu tecritle kayyım makası arasına sıkıştırarak, kesmek istediğinizi biliyoruz.

‘DEVLET AKLINA SESLENİYORUM: TECRİT HUKUKSUZLUĞUNDAN VAZGEÇİN’

“Kürt sorununu çözmezseniz, Kürt sorunu sizi çözer ve çözüyor da. Burada özellikle devlet aklına seslenmek istiyorum: Tecrit hukuksuzluğundan, karanlığından bir an önce vazgeçin. Bugün tecritin son bulması için cezaevlerinde binlerce tutuklu yeniden açlık grevine başladı. Bu hukuksuzluk son bulsun artık. İmralı’nın kapılarını diyalog ve müzakereye açmazsanız Moskova’nın, Washington’un, Avrupa’nın, uluslararası güçlerin kapısında beklemeye, Katar sermayesine muhtaç kalmaya devam edersiniz. Uluslararası alanda sizin üzerinizdeki tecrit de kalkmaz.

“Tecritle Kürt halkının demokratik ilerleyişini durduramayacağınız gerçeğini artık kabul etmeniz gerekir. Bugün Kürt halkı yaşadığı tüm topraklarda radikal değişimin demokratik öncü gücüdür. Barış ve özgürlük gücüdür.

‘KÜRT SORUNU İKTİDAR DEĞİŞİMİ YARATACAK VE ÇÖZÜMÜN YOLU AÇILACAK’

“Kürt sorunu önce iktidarınızı çözecek ve iktidar değişimini yaratacaktır. Ardından çözümün yolu açılacaktır. Toplumsal ittifakla, demokrasi ittifakıyla, sivil toplum ittifakıyla Kürt sorunu ve demokrasi sorunları birlikte, eş zamanlı çözülecektir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da çözümden yana ve hazır olan HDP anayasal, demokratik çözümün öncüsü ve yürütücüsü olmaya devam edecektir.

‘KAMU KAYNAKLARI TOPLUMSAL CİNSİYETE DUYARLI DAĞITILMALI’

“Bütçeler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltmada ve kadınların güçlendirilmesine yönelik politikaların geliştirilmesinde önemli araçlardan biridir. Bu bütçe ekonomik kriz ve pandemi sürecinde kadınların durumunu gözeten ve iyileştirmeye çalışan değil, aksine kadınlar için daha fazla emek sömürüsü, daha fazla yoksulluk ve yoksunluk öngörmektedir.

“Kamu kaynaklarının toplumsal cinsiyete duyarlı dağıtılması ve kamu hizmetlerinin kadınlara özgü sorunlara etkin çözüm geliştirecek şekilde yeniden planlanması için mücadelemiz devam edecektir. Kadınları şiddetten koruyacak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltacak İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması için tüm demokratik zeminlerde mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz.

“Yurttaşlarımız, bu iktidarın yarattığı ağır maliyeti ödemek, acı reçeteye katlanmak zorunda değildir. Hesabı ödemesi gereken halklar değil, bu iktidardır. Bu çöküşten çıkış yolu vardır. O da radikal demokratik değişimdir.

‘2023 HEDEFLERİ CUMHURİYETİN TASFİYE SÜRECİ TAMAMLAMAK’

“100. Yılında halk egemenliğinin temsili edildiği yer olan parlamenter sistemin iradesi ve denetim yetkileri büyük oranda bu iktidar eliyle ortadan kaldırılmıştır. Bir sonraki hedeflerinin; 2023’te, yüzüncü yılında Cumhuriyet’in tasfiye sürecini tamamlamak olduğu ortadadır. Bu tek adam sistemini, demokratikleşemeyen, çoğulculuğa kapalı Cumhuriyet’in tekçi yapısının doğurduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla Cumhuriyet dönüşmediği sürece tekçilik zihniyeti de değişmeyecektir. Herkesin bu gerçeği görmesi gerekir.

“Erken seçim kaçınılmazdır. Erken seçim diyoruz, halka gidelim diyoruz.

“Bu ülkenin kadim halklarına, inançlarına, kadınlara, gençlere faşizmle kara kışı yaşatanların karşısında bizim, halklara demokrasi ve özgürlük baharını yaşatacak gücümüz de var, basiretimiz de var, inancımız da var, kararlılığımız da vardır.”

BAĞLANTILI HABERLER

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın