Demokratik Bölgeler Partisi’nden AKP eleştirisi

Yargı reformunun PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla başlaması gerektiğinin altını çizen DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, ülkede yaşanan krizlerin çözümünün “Üçüncü yol” olduğuna işaret etti. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerinin devam ettiği Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Meclis çatışı altında görüşülen […]

 Demokratik Bölgeler Partisi’nden AKP eleştirisi

08.12.2020 - 12:09

Güncelleme : 08.12.2020 - 12:09

Yargı reformunun PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla başlaması gerektiğinin altını çizen DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, ülkede yaşanan krizlerin çözümünün “Üçüncü yol” olduğuna işaret etti.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerinin devam ettiği Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Meclis çatışı altında görüşülen bütçenin halk için olmadığını dile getiren Aydeniz, “Bir avuç sermayedarın, sarayın ve savaşın bütçesini konuşuyoruz. İktidarınız yıllardır halkı, emekçiyi, esnafı, kadını ve barışı gözetmeyen yasalar, kanunlar ve bütçeler yapıyor. Meclisi, iktidarınızın sözde güvenlikçi politikaları ile bir zümrenin ihtiyacına göre politikalar belirleyen bir kurum haline getirerek, halklar meclisi unvanını kaybettirdiniz. Zaten Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Meclisi anlamsızlaştırdınız” dedi.

‘BÜTÇE SAVAŞA AYRILIYOR’

Bütçenin büyük bir kısmının “güvenlik harcamaları” adı altında savaşa ayrıldığını belirten Aydeniz, “Ülkenin dört bir yanı ekonomik, toplumsal ve siyasal olarak yangın yerine dönüştürülmüşken, devletin zor aygıtı halklar üzerinde bir sopa gibi sürekli kullanılıyorken, bırakın Cumhurbaşkanını eleştirmek, bir mafya liderini eleştirmek bile cezaevine girme nedeni olabiliyor. Artık kimse size inanmıyor ve bu politikalarınız karşısında sessiz de kalmıyor. Son 6 yıldır Çöktürme Planı çerçevesinde Kürde karşı, yıkım, savaş, katliam, işkence, bir politika ve bütünsel bir plan olarak yürütülmektedir. Kürde baskı, Kürdün iradesini gasp etme, devletin ve iktidarın sıradan prosedürü haline getirilmiştir. Bu prosedür, güvenlikçi politikalar adı altında savaşta ve Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümünü istememekte ısrardır. Bu ısrar, ülkenin ekonomik, toplumsal ve siyasal olarak çöküşünden başka bir işe yaramamaktadır” diye belirtti.

‘KÜRT DÜŞMANLIĞI’

Kürtlere “düşmanlık” politikalarının uygulandığını dile getiren Aydeniz, “2017 Newrozu’nda çıplak bedeniyle katledilen Kemal Kurkut, Van Çatak’ta Osman Şiban ve Servet Turgut’un gördüğü işkence nedeniyle, Servet Turgut’un yaşamını yitirmesi, Esendere’de Şefali Dereli, Derecik’te Özcan Erbaş, Batman’da İpek Er, Dersim’de Gülistan Doku ve daha sayısız örnekle anlatabileceğimiz bu vahşet olaylar karşısında, devlet erkanlarının yaptığı açıklamalar Kürt düşmanlığını ve Kürtler üzerinde oluşturulan faşist yönetim şeklinin kalıcılaştırılmaya çalışıldığını göstermektedir” diye konuştu.

REFORM ELEŞTİRİSİ

İktidarın “reform” hazırlıkların eleştiren Aydeniz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülke kocaman bir cezaevine dönüştürülmüş durumda. İşkence yapanlar yerine işkenceyi haberleştirenler, savaşa karşı barışı savunanlar, kadına yönelik şiddet uygulayanlar yerine, kadın hakları için mücadele verenler yargılanmaktayken, zindanlarda ki insanlık dışı, hukuk dışı hak ihlalleri had safhadayken, adliye sarayları, sarayın talimatıyla adaletsizlik dağıtırken, yeni cezaevleri açma müjdesiyle birlikte, bu adaletsizliklerin kalıcı hala gelmesi için adalet bakanlığının bütçesi artırılmak istenmektedir. Bu uygulamaları kalıcı hale getirmek için daha fazla cezaevi yapma müjdesiyle bütçe yapılıyor. Biryandan da reformdan bahsediyorsunuz. Reform anlayışınız; Kürde ölüm, kayyum ile gasp, demokratik siyasete operasyon, tüm muhalif kesimlere baskı, tecridin derinleştirilmesi ve sonuna kadar savaştır.”

TECRİDİ KALDIRIN’

Aydeniz, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini vurgulayarak, “Reform söyleminizde samimiyseniz; yaşanmaz hale getirilen cezaevlerinde başlatılan açlık grevindeki tutsakların taleplerini kabul etmekle başlayın. Hasta tutsakları bırakmakla başlayın. Tecavüzcüleri ve katilleri cezalandırmakla başlayın. İrade gaspı olan kayyımları geri çekmeyle başlayın. Sürekli hale gelen Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kaldırmakla başlayın” dedi.

DIŞ POLİTİKA

İktidarın dış politikasına değinen Aydeniz, şöyle konuştu: “Savaş ve yayılımcı politikalarınız sebebiyle; komşularla sıfır sorun noktasından, neredeyse sorun yaşamadığınız bir aile bile kalmadı noktasına geldiniz. Libya, Efrin, Serêkani, Grê Sipî, Karabağ, Şengale sözde güvenlik için gönderdiğiniz paramiliter güçlere daha fazla bütçe aktarmak için Savunma Bakanlığının bütçesini arttırıyorsunuz. Savaş ve yayılmacı politikalarınızın asıl hedefi sınır tanımadan Kürt coğrafyasıdır. Buda Kürde düşman olduğunuzun en açık göstergesidir. Güvenlik adı altında uyguladığınız yayılımcı politikalarınız içerde ve dışarda güvensizlik oluşturmuştur.”

‘PANDEMİ FIRSATA ÇEVRİLDİ’

Koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecini yönetememekle iktidarı eleştiren Aydeniz, “Son bir yıldır dünyayı ve dolayısıyla Türkiye’yi de etkisi altına alan pandemi sürecinde geliştirilen ekonomik, siyasi, toplumsal ve yönetimde şeffaflık ilkelerinin tamamından sınıfta kaldınız. Sürecin başından itibaren, kontrollü sürü bağışıklık yöntemini, sonrasında ise tamamen sürü bağışıklığı yöntemiyle halkı kaderiyle baş başa bıraktınız. Pandemi sürecinde sınıf ayrımını gözeten politikalar hayata geçirdiniz. Aldığınız önlemler ne sağlık ne de ekonomik açıdan emekçiyi, küçük esnafı, çiftçiyi, işçiyi, işsizi koruyamamaktadır. Ülkeyi yönetemediğiniz gibi, salgın sürecini de yönetemediniz. Darbe girişimini nasıl Allah’ın lütfu olarak gördüyseniz, pandemiyi de fırsata çevirmek için Allah’ın lütfu olarak gördünüz. Bir avuç sermayedarlarınızı memnun etmek için fabrikaya giden işçide pandemi için risk yok, direnişe geçen işçi için risk var dediniz. Partinizin kongre ve mitinglerinde pandemi riski yok ama sokakta demokratik hakları için mücadele etmek isteyen halklara, kadınlara pandemiyi bahane ederek müdahale ettiniz. Pandemi sürecinin en büyük yükünü taşıyan sağlık emekçilerini, alkışladınız ama ölmelerine, tükenmelerine göz yumdunuz” ifadelerini kullandı.

‘KAOS YAŞANIYOR’

Ülkede siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığına dikkat çeken Aydeniz, “Demokratik siyasetin önü bu kadar tıkanmışken, millet meclisi, halkların meclisi olmaktan çıkmışken, her gün kadınlar katlediliyorken, ekonomik krizin tüm yükü halka yüklenirken, tüm kaynaklar savaşa, ranta ve yandaşa harcanırken halkların emekçilerin, kadınların, barışın bütçesi yapılamaz. Bizler 100 yıldır aynı politikalarla karşı karşıya kalıyoruz. Buna rağmen her geçen gün daha fazla güçleniyor ve büyüyorken, sizlerin topluma şiddetten başka bir şey vermediğinizi, kriz üstüne kriz, kaos üstüne kaos yaşadığınızı gün gibi görüyoruz” dedi.

‘ÇÖZÜM ÜÇÜNCÜ YOL’

Yaşanan krizlerin nedeninin mevcut yönetim sistemi olduğu değerlendirmesinde bulunan Aydeniz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Cumhuriyet dönüşmediği sürece tekçilik zihniyeti de değişmeyecektir. Herkesin bu gerçeği görmesi gerekir.  O yüzden diyoruz ki ne restore edilmiş eski sistem ne de mevcut otoriter tekçi sistem çözüm değildir, olamaz. İkisi de kriz nedenidir. Buradan herkese sesleniyorum: Çözüm üçüncü yoldur, köklü radikal değişimle yeninin kurulmasıdır. Yeni bir toplumsal sözleşmedir. Bunun ilk adımı da âdemi merkeziyetçiliği ve çoğulculuğu esas alan 1921 Anayasasında olduğu gibi demokratik, çoğulcu yeni bir anayasayla cumhuriyetin demokratikleşmesi hedefini birleştirmektir. Bu yüzden demokrasi ittifakını ve en geniş demokratik toplumsal ittifakı, demokrasi için güç birliğini stratejik görüyoruz.

AÇLIK GREVİ EYLEMLERİNİ SELAMLADI

Her inançtan ve kimlikten Türkiye toplumunu, büyük krizlerden ve geleceksizlikten ancak bu yolla kurtarabiliriz. Bu nedenle faşizm ve tekçiliğe karşı demokratik birlik ve ortak mücadele diyoruz. Demokrasi için siyaset yürütenlerin de sokaktaki bir yurttaş kadar cesur, kararlı ve net olması, özellikle dış politikada iktidarın ömrüne katkı sunabilecek yaklaşımlardan uzak durması büyük önem taşımaktadır. Bütün bunlar karşısında asla pes etmeyeceğiz ve halkların ortak mücadelesi kazanacaktır. Cezaevlerinde direnenleri ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.”

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın